top of page

Avukatlık Ücreti- Boşanma davası sonuçlanmadan mal rejimi davası açılmışsa mal rejimi davası yönünden nisbi ücret değil ancak maktu ücrete hükmedilebilir

  • Yazarın fotoğrafı: Fatma Süreyya ÖLMEZTOPRAK
    Fatma Süreyya ÖLMEZTOPRAK
  • 1 Mar
  • 6 dakikada okunur

Yargıtay

3. Hukuk Dairesi


Esas Yıl/No: 2024/2885

Karar Yıl/No: 2025/2894

Karar tarihi: 20-05-2025


YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2244 E., 2024/880 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2019/470 E., 2022/155 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle, davacı vekili tarafından incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.


Belli edilen günde gelen davalı ... vekili Avukat ... ile diğer davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA


Davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu, davalılardan ...'in müvekkiline 10.05.2019 tarihli vekaletname verdiğini, üç adet dava dosyasında kendisini temsil ettirmek suretiyle hukuki yardım alarak avukatlık hizmetinden faydalandığını, taraflar arasında 11.05.2019 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, davalı ... diğer davalı ve eşi ... tarafından kendisine karşı açılan Ankara Batı 6. Aile Mahkemesinin 2019/281 E. sayılı boşanma davasında müvekkilinin davalı vekili olarak dosyayı takip etmesini istediklerini, yine müvekkilin sözleşme gereği diğer davalı ...'e karşı boşanma, maddi- manevi tazminat ve nafaka istemli davayı açtığını, boşanma davasının daha sonra Ankara Batı 6. Aile Mahkemesinin 2019/281 E. sayılı boşanma davası ile birleştirildiğini, yine diğer davalı ...'e karşı katkı payı ve katılma alacağı davası açtığını, bu katkı payı ve katılma alacağında davalı ...'in toplamda 18.000.000,00 TL'den fazla değeri olan mal varlığı ve şirket hisselerine tedbir konulduğunu, müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan ediminin tamamını yerine getirdiğini, ancak daha sonra davalılarca müvekkile hiçbir bildirimde bulunulmaksızın boşanma davalarının aynı gün ve saatte bizzat karşılıklı feragat edilmesi nedeniyle sonlandırıldığını, yine aynı gün katkı payı ve katılma alacağı davasının da iş sahibi ...'in bizzat feragati ile sonlandırıldığını öğrendiğini, yapılan feragatlerin müvekkilinin bilgisi dışında gerçekleşmiş olduğunu, müvekkili tarafından bu durumun öğrenilmesi akabinde 28.06.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile davalılara ihtarname gönderilerek, davalı ... ve müvekkili arasında akdedilen 11.05.2019 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi gereğince, müvekkilin hak kazandığı akdi vekalet ücreti ve ilam vekalet ücretlerinin ödenmesinin talep edildiğini ileri sürerek, üç dava yönünden, akdi avukatlık ücretinin, karşı taraf dava avukatlıklık ücretinin ve yine her üç davadan kaynaklı müvekkil icra avukatlık ücretinin ve karşı taraf icra avukatlık ücretinin tespiti ile şimdilik tüm talepleri yönünden 3.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.


II. CEVAP


1. Davalı ... vekili; davalıların barıştıklarını ve boşanmaktan vazgeçtiklerini, bunun üzerine tarafların davalarından feragat ettiklerini, avukatlık ücreti konusunda davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulamayacaklarının içtihatı birleştirme kararı gereği olduğunu, katılma davası açısından vekalet ücreti talep edemeyeceğini, davalıların, davacıya ödemeleri yaptıklarını, yapılan ödemelerin davacının kabulünde olduğunu, ihtimal çerçevesinde davaların sonuçları alınmış gibi vekalet ücreti hesabının yapılmasının mümkün olmadığını, davacının istediği faiz talebinin doğru olmadığını, ancak yasal faiz talep edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.


2. Davalı ... vekili; davacının vekalet ücreti talebinde bulunamayacağını, maddi ve manevi tazminat davalarının boşanma davasının fer'isi niteliğinde ve boşanma davasının ise değeri para ile ölçülemeyen davalardan olduğunu, taraflar boşanmadıkları için katkı payı davasının açılamayacağını, sonucu itibariyle bu davadan vekalet ücretinin talep edilemeyeceğini, davacıya ödemelerin yapıldığını, davacının da ödemeleri kabul ettiğini, davalar bitmiş gibi ihtimali hesaplar yaparak vekalet ücretinin hesaplandığını, bunun mümkün olamayacağını, yapılan ücret sözleşmesinin şarta bağlandığını, hükmedilen bir değerin olmadığını, tedbir kararının verilmesinin vekalet ücreti açısından kriter olamayacağını, faiz ile ilgili isteklerinin doğru olmadığını ancak yasal faiz isteyebileceğini, aynı şekilde faizin başlangıcını da kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI


İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalılardan ...'ten açılan boşanma davalarından dolayı sadece akdi ve karşı yan vekalet ücretlerini talep edebileceği, davalı tarafından yapılan 6.380,00 TL ödemenin belirtilen ücret alacağından düşülmesi sonucunda, sonuç olarak 3.006,70 TL vekalet ücretini hak ettiği, mal rejimine ilişkin talepler açısından, mal rejiminden -katkı payından- kaynaklanan alacak davası olduğu, ancak bu davanın, boşanma davası kesinleşmeden açılması nedeniyle, davacının adı geçen davalıdan akdi vekalet ücreti talep hakkının doğmadığı, davalı ... yönünden; davacının davalı ... ile vekalet sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı, davacı taleplerinin adı geçen davalı yönünden her üç davada karşı yan vekalet ücreti hükümlerine dayandırıldığı, Ankara 6. Batı Aile Mahkemesinin 2019/281 sayılı dosyasında, vekalet ücreti olarak AAÜT 6. maddesi gereği 1.362,50 TL talep edebileceği, mal rejiminden -katkı payından- kaynaklanan davanın, boşanma davası kesinleşmeden açılması nedeniyle, davacının adı geçen davalıdan karşı yan vekalet ücreti talep hakkının doğmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, davalı ... yönünden toplam 3.006,70 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan alacağın 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... yönünden, Ankara Batı 6. Aile Mahkemesinin 2019/281 E. sayılı dava dosyasındaki vekalet ücreti bakımından 1.362,50 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan alacağın 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının sair taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.


IV. İSTİNAF


Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar aleyhine kabul edilen alacak miktarları karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı kapsamında kaldığından, miktar itibariyle kesin olan karara ilişkin davalıların istinaf dilekçesinin reddine; davacının istinaf sebeplerinin incelenmesinde, davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davasının para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabi olması, boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı feri nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacak olması, somut olayda, davacı tarafından yürütülen mal rejiminin tasfiyesi davasının henüz boşanma davası sonuçlanmadan açılması, boşanma davası sonucuna bağlı mal rejiminin tasfiyesine yönelik yapılan vekalet ücreti alacağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması, anlaşma protokolü ile davalı ...'e kalan malların değeri üzerinden sözleşmede belirlenen nispi oran üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılamaması, davalı ...'in sadece karşı yan vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.


V. TEMYİZ


Temyiz Sebepleri


1. Davacı vekili; Mahkemece delilleri toplanmadan, usule aykırı şekilde yargılama yapıldığını, henüz tespit talebi incelenemeden davayı ıslah etmek durumunda kaldığını, davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davalıların Ankara Batı 3. Aile Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/535 E. 2020/453 K. sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, anlaşmalı boşanma davasına sunulan protokol gereğince bir adet taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'e devredildiğini, ayrıca oğullarının üzerine 2019-2021 yılları arasında üç adet taşınmaz devredildiğini, muvazaalı yoldan Ayşe'ye taşınmaz devri sağlandığını, protokolde yer alan taşınmazın kıymet takdirinin yapılması gerektiğini, davalıların gerçek saiklerinin boşanmaktan vazgeçmek olmadığını, sırf vekalet ücretini ödememek için bu yola başvurdukları, ayrıca davalı ...'ın ortağı olduğu şirket hissesinin değerinin de tespitinin gerektiğini, davalıların birlikte açtıkları anlaşmalı boşanma davası incelenmeden hatalı değerlendirme yapıldığını, bilirkişinin hesaplamalarının da hatalı olduğunu, boşanma davası ve maddi manevi tazminat miktarları ile nafaka miktarının dikkate alınması gerektiğini, mal rejimi davası için de, davalı ...'ın mal varlığının tespitinin gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.


2. Davalı ... vekili; davacının vekalet ücreti alacağı bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve Mahkeme kararında müvekkili tarafından ödenen bedellerin mahsup edilmediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.


3. Davalı ... vekili; davacının talebinin yasal mevzuata ve dosya kapsamına uygun düşmemekte olup herhangi bir vekalet ücreti alacağı bulunmadığını, müvekkili tarafından ödenen bedellerin mahsup edilmediğini, ödemeler düşüldükten sonra davacının hiçbir alacağı kalmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.


B. Değerlendirme ve Gerekçe


Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklı akdi ve yasal vekalet ücretinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.


Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davasının para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabi olduğu, boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerekmesi, yani şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel hale gelmesinin gerektiği, mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulu olduğu, mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılacağı, tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiği, somut olayda ise de davacı tarafından yürütülen mal rejiminin tasfiyesi davasının henüz boşanma davası sonuçlanmadan açılması, boşanma davası sonucuna bağlı mal rejiminin tasfiyesine yönelik yapılan vekalet ücreti alacağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olması, davacının ön koşulun oluşmadığı mal rejiminin tasfiyesi davası için davalıdan ancak maktu vekalet ücreti talep edebileceği, anlaşma protokolü ile davalıya kalan malların değeri üzerinden sözleşmede belirlenen nispi oran üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılamayacağı anlaşıldığından, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.


VI. KARAR


Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,


28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,


Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,


Temyiz eden taraflar harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harçlarının iadesine,


Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,


20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page