top of page
  • Yazarın fotoğrafıFatma Süreyya ÖLMEZTOPRAK

MAL REJİMİNİN TASFİYESİ

TMK’ya göre yasal mal rejimimiz edinilmiş mallara katılma rejimdir. Taraflarca kanunda öngörülen diğer mal rejimlerinden biri seçilmemiş ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Edinilmiş mallara katılma rejimi, 01/01/2002 tarihinden sonra evlenenler için otomatik olarak geçerlidir.

01/01/2002 tarihinden önce evlenmiş olanlar için iki dönem vardır: Evlenme tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar olan zamanda edinilmiş mallar ve 01/01/2002 sonrası edinilenler. Evlenme tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar edinilmiş olanlar mallara mal ayrılığı rejimi uygulanırken, 01/01/2002 sonrası edinilenlere edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Kural olarak mal rejimleri geriye yürümez. Kanunun yürürlüğü girdiği tarihte, 2002 öncesi evlenenler için bu tarihe kadar edinilen malların da edinilmiş mal sayılması için süre verilmiştir. Bunu kabul eden eşler bakımından 2002 öncesi edinilen mallara da edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Mal rejiminin geriye yürüdüğü tek ihtimal budur. Bu istisna bakımında da eşler yalnızca yasal mal rejimi seçebilir. Diğer mal rejimlerini seçme fırsatı tanınmamıştır.

MAL REJİMİ SÖZLEŞMESİ

Mal rejimi sözleşmesi 3 dönemde yapılabilir.

Evlenme akdi esnasında tercih edilen mal rejimi, nikah anında sözlü beyan ile yapılır, bu şekilde yapılması durumunda kanunda belirlenen değişiklikler yapılamaz ancak tür olarak rejim seçilmiş olur, herhangi bir sözleşme yapılmaz. Evlenme aşamasında sözleşme sunulması da mümkün değildir. Evlenme öncesi veya evlilik esnasında bir mal rejimi sözleşmesi yapılıyorsa, sözleşme noterde yapılacaktır. Bu iki durumda da ancak kanunun öngördüğü birtakım değişiklikler yapılabilecektir. Yani buna göre eşler bazı malların statüsünü (kişiseli edinilmiş; edinilmişi kişisel mal haline getirebilirler) değiştirebilir ancak yalnızca kanunun izin verdiği hususlar değiştirilebilir. (Eşlerden biri aylık gelirini kişisel malı olarak belirleyemez mesela.)

Hangi şekilde sözleşme yapılırsa yapılsın, tek bir rejim seçilebilir. Birden fazla rejimin özellikleri birleştirilerek karma bir mal rejimi oluşturulması mümkün değildir.

Mal rejimi sözleşmesi yapıldığı tarihten sonrası için geçerli olur. Geçmişe etkili mal rejimi sözleşmesi yapmak mümkün değildir. Sözleşme ile mal rejiminin değiştirildiği tarih ile evlenme tarihi arasında edinilen mallar için eşler tasfiye/ibra sözleşmesi yapmalıdır. Bu sözleşme ile alacaklı olan eş, borçlu eşi ibra ettiğini belirtmelidir. Eşler arasında yapılacak olan tasfiye/ibra sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir. Yazılı şekilde yapılması yeterlidir.

MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ (TMK 225)

Evliliğin sona erme şekline göre değişmektedir.

•Evlilik boşanma ile sona erdi ise BOŞANMA DAVA TARİHİNDE,

•Eşlerden birinin ölümü ile sona erdi ise ÖLÜM TARİHİNDE,

•Evlenmenin iptali ile sona erdi ise İPTAL DAVASI AÇILDIĞI TARİHTE,

•Başka mal rejimine geçildi ise SÖZLEŞME TARİHİNDE,

•Hâkim kararı ile mal ayrılığına geçilmiş ise DAVA TARİHİNDE SONA ERER.

TMK 204: SÖZLEŞME EHLİYETİ


Taraflar evlenme ile ergin kılınmış olsa dahi, küçükler mal rejimi sözleşmesi yaparken yasal temsilcilerinden rıza almak zorundadır. Aksi halde tek başına mal rejimi sözleşmesi yapamazlar. Eğer vasi mal rejimi sözleşmesi yapacaksa, o da sulh hukuk mahkemesinden izin almak zorundadır.

Mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki (TMK 214)

•Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi,

•Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

•Diğer durumlarda (olağanüstü mal rejimine geçiş mesela) davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Mal rejimleri bakımından özel yetki söz konusudur, HMK değil TMK 241 uygulanır. Kesin yetki yoktur. İlk dava yetkili mahkemede açılmamış olabilir. Eğer davalı yetki itirazında bulunmamış ve yetkisiz mahkeme bu sebeple yetkili hale gelmişse, mal rejiminin tasfiyesi davasına da bu yetkisiz mahkeme bakacaktır. Bir taşınmaz söz konusu olsa dahi böyledir.


OLAĞANÜSTÜ MAL REJİMİ (TMK 206)

Boşanma, eşlerden birinin ölümü veya evlenmenin iptali olmamasına rağmen haklı sebep varsa eşlerden biri hâkimden mal ayrılığa geçilmesini talep edebilir.

Haklı sebepler;

· 1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,

· 2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,

· 3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,

· 4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

· 5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

Hallerinden biri varsa, eşlerden diğeri mal ayrılığına geçilmesini hâkimden isteyebilir. Hâkim kararından sonra, bunu talep eden eş için tasfiye davası açma hakkı doğar. Sayılan sebepler tahdidi değildir.

Olağanüstü mal rejimine geçildikten sonra (evlilik hala devam ediyor) bir tasfiye yapılır. Zira bir rejim sona ermiştir.

Olağanüstü mal rejimine geçilme sebebi ortadan kalktığında eşlerden birinin başvurusu ile eski rejime dönülebilir veya eşler noterde yeni sözleşme yapabilirler.



EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

EDİNİLMİŞ MAL NEDİR? (TMK 219)

•1.Çalışmasının karşılığı olan edinimler, •2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, •3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, •4. Kişisel mallarının gelirleri, •5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Bu madde numerus clausus değildir. Evlilik birliği içinde eşlerden birinin karşılık vererek elde ettiği her şey edinilmiş mal sayılır. Bir mala edinilmiş maldır diyorsak malın değerinin ½’si diğer eşe aittir. Diğer eşin katkı yapıp yapmadığına bakılmaz. (İstisnası zina, hayata kast)

Edinme tarihi malın parasının ödendiği tarihtir. Verilen bedel ile mal arasında orantısızlık olsa dahi mal edinilmiş sayılır. 3₺ ile 3milyonluk mal dahi alınsa böyledir.

Gündelik, faiz, hayvan yavrusu, kâr payı, fazla mesai, şans oyunlarından elde edilen kazanç da edinilmiş maldır. Sağlık için, yol veya yemek için verilen yardımlar edinilmiş mal sayılmaz

KİŞİSEL MAL NEDİR? (TMK 220)

•1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

•2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

•3. Manevi tazminat alacakları,

•4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.


Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya diğer eşin hiçbir şekilde kullanamayacağı mallardır. Tıraş takımı, makyaj malzemeleri örnektir. Her ne kadar eşlerden birine aitse de sermaye değeri kıymeti çok yüksek olmamalıdır. Eğer çok değerli bir mal ise (pahalı kürk vs.) paylaşıma tabi olur. Yani kişisel mal aşırı değerli bir eşya olmamalı, yatırım niteliği kazanmış olmamalı ve diğer eş kullanmıyor olmalı. Aksi halde paylaşıma tabi olacaktır. Malın değeri ailenin ekonomik durumuna göre değerlendirilir.

Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden kişi bunu ispatlamalıdır. Aksi halde edinilmiş mal karinesi uygulanır.


Mesleki faaliyete özgülenen mallar ve fikri mülkiyete tabi mallar edinilmiş mal vasfındadır. Bu malların paylaşıma dahil edilmemesi için sözleşme yapılmış olması gerekir.



Anne babanın çocuğa satış yoluyla mal devretmesi halinde bu mal kişisel maldır. Zira Türkiye’de ana baba çocuğuna mal satmaz, bu işlem esasında bağışlamadır, karşılıksız kazandırmadır diyor Yargıtay. Ancak bu durum karine olarak kabul ediliyor yani aksinin ispatı mümkündür. Gerçekten satış ise ispat edilebilir. Eşlerin birbirlerine resmi satış ile devrettiği mallar direkt bağış gibi kabul edilmez. Gerçekten satış ise bu ispatlanabilir.


KARİNELER

EDİNİLMİŞ MAL KARİNESİ --- Kişisel mal olduğu ispat edilemeyen mal edinilmiştir.

PAYLI MÜLKİYET KARİNESİ --- Hangi eşe ait olduğu tespit edilemeyen paylıdır.


Hayatın olağan akışı dışında bir iddiası olan bunu ispat etmelidir.


Mal edinilmiş veya kişisel olduğuna bakılmaksızın tüm malları eşlerden her biri kullanabilir, tasarrufta bulunabilir. Bir eşin diğer eşte kalan mallarını isteyebilmesi için mal rejiminin sonlanması veya boşanma gerekli değildir. Bir ayına ilişkin dava olduğundan zamanaşımına da tabi değildir. Evlilik birliği sürerken istenebilir. Boşanma içinde talep edilirse de tefrik gerekmez.


MAL REJİMİ TASFİYESİNİN BAŞLAMASI (TMK 226)

MAL REJİMİN TASFİYESİ DAVASI, YALNIZCA EŞLER ARASINDA GÖRÜLEN BİR ÇEŞİT ÖZEL ALACAK DAVASIDIR. Mal rejiminin sona ermesi ile eşlere dava açma hakkı doğar. Rejimin sona ermesiyle birlikte, her eş diğer eşte kalan mallarını geri alır ve mevcut mallara ilişkin tasfiye davası açılır.


Kural olarak mal rejiminin tasfiyesi taraflara ayni bir hak vermez, nakdi bir alacak hakkı verir. Bu alacağın tam adı “ARTIK DEĞERE KATILMA ALACAĞIDIR.”


NAKDİ ALACAĞIN İSTİSNALARI

1-TMK 226/2: PAYLI MÜLKİYETE KONU BİR MAL VARSA VE EŞLERDEN BİRİNİN BU MALDA ÜSTÜN YARARI VARSA, üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.

Örnek; Paylı mülkiyette olan bir taşınmaz alınmış ve bu mal eşlerden biri tarafından işyeri olarak kullanmış ise diğer eşe payının karşılığını ödemek suretiyle, malın kendi adına tescilini isteyebilir.


2-TMK 240: Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut/ev eşyaları üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.



Eşlerden biri TMK 240’a göre ayni talepte bulunuluyorsa, mal mutlaka 01/01/2002’den sonra alınmış olmalıdır. Daha önce alınmış mallar için uygulanamaz.


1 VE 2 no’lu istisnalar DIŞINDA TARAFLAR AYNİ TALEPLERDE BULUNAMAZ. TALEP SONUCUNDA TAPU İPTALİ VE MALIN MÜVEKKİL ADINA TESCİLİNİ İSTİYORSAK MUTLAKA YA PAYLI MÜLKİYETTE BİR MAL OLACAK YA DA ÖLÜMLE TASFİYE HALİNDE KALAN EŞİN KONUT-EV EŞYASI TALEBİ OLACAK. Davacı ayni talepte bulunamaz ancak davalı ödemeyi bir mal vererek yapmayı teklif edebilir. TMK 226/2 VE 240 ayni talepte bulunulabilecek istisnalardır. Yargıtay içtihatlarıyla bir istisna daha getirilmiştir. Eşler boşanırken bir protokol yapmış ve ayni haklar yazmışsa ve boşanma da buna göre yapılmışsa da alacaklı eş ayni hak talep edebilir.

BU üç DURUM DIŞINDA TALEP SONUCUMUZ YASAL MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE …₺ KATILMA ALACAĞININ MÜVEKKİLE ÖDENMESİ ŞEKLİNDE OLMALIDIR.

DEĞER ARTIŞ PAYI (TMK 227)

Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Burada dikkate alınacak şey mala, diğer eşin yapmış olduğu katkıdır. DAP hiçbir katkı olmadan malın zaman içerisinde değerinin artması değildir. Değer artış payının istenebilmesi için eşin katkı yapmış olması gereklidir. (Katılma alacağında diğer eşin katkısı gerekmiyor. Mal edinilmişse katılma alacağı var demektir ama DAP farklı.)

Yapılan katkı malın aynında bir değer artışı meydana getirmelidir ve esaslı bir katkı olmalıdır. 1 defa emlak vergisi ödemek, 1defa kasko yaptırmak esaslı katkı sayılmaz. Eşin yaptığı katkıyı bağışlamamış olması gerekir.

Değer artış payının tipik örneği kadına düğünde takılan altınlarla diğer eş adına taşınmaz vs. satın alınmasıdır.

Örnek:

Kadına düğünde 20.000₺ tutarında ziynet altını takılmıştır. Erkek 80.000₺ ekleyerek 100.000₺’ye kendi adına taşınmaz alıyor. Evin bugünkü değer 300.000₺

Kadın kişisel malı sayılan altınları vererek bir malın edinilmesine katkı yapmış oldu. İşte burada değer artış payı alacağı söz konusu olacaktır.

Kadının katkısı %20

Kadının DAP Alacağı = 300.000× 20÷100= 60.000₺

300.000-60.000=240.000₺

240.000/2=120.000 ₺ Kadının Katılma alacağıdır. (120+60=180.000₺ toplam alacağı)


Kadının hiç katkıda bulunmaması halinde ise 300.000/2= 150.000₺ katılma alacağı olacaktı.



Değer artış payı, bir eşin malvarlığından diğer eşin malvarlığına yapılan katkıyı ifade eder.

EDİNİLMİŞ MALDAN EDİNİLMİŞ MALA YAPILAN KATKI DAP SAYILMAZ. Zaten diğer eşin katılma alacağı var.

Katılma alacağında olduğu gibi DAP alacağı da yapılacak sözleşme ile kaldırılabilir veya oranı düşürülebilir.


Hem ziynetleri isteyip hem de değer artış payı istenemez. Ziynet istemek daha mantıklı oluyor, zira dava tarihindeki altının değerini almış oluyoruz. Değer artış payında ise katkı tarihindeki orana göre malın bugünkü değerini almış oluyoruz.

Ziynet talep etmişsek aldığımız değeri evin bugünkü değerinden düşüp kalan yarısını katılma alacağı olarak istiyoruz. Değer artış payı istemiyoruz.

Ayrıca, ziynet altınları boşanmanın ferisi değildir. Boşanma davası veya mal rejimi tasfiyesi olmasa da talep edilebilir. Hatta evlilik devam ederken bile ziynet altınları için dava açılabilir, zira kişisel maldır, kişisel malın iadesi talebi içerir. Mal tasfiyesi değildir. Bu bir ayın davasıdır. TMK 223/1 ve TMK 226/1 uyarınca açılır.


Katkı yapılan malın değeri artmışsa, malın tasfiye anındaki değerini dikkate alırken; eğer malın değerinde azalma olmuşsa, eşin katkısı anındaki değeri dikkate alınacak. Düşen değer dikkate alınamaz. (Mesela arabalarda değer kaybı)

D.A.P talep edilen mal elden çıkarılmış olabilir ama hâkim yine de hakkaniyete göre bir alacağa hükmedebilir. Burada önemli olan elden çıkış sebebidir.

DAP HESABI:

KATKI ORANI=YAPILAN KATKI/MALIN KATKI TARİHİNDEKİ DEĞERİ(MAL+KATKI)

DAP=MALIN TASFİYE ZAMANINDAKİ DEĞERİ * KATKI ORANI

100₺’lik mal alınmışsa ve eşin katkısı 30₺ ise katkı oranı %30’dur.

ÖRNEK:

1-) Kadına miras kalan evin tadilatı için erkeğin evlenmeden önce aldığı otomobilin satılması halinde kişisel maldan kişisel mala yapılan katkı vardır. Bu durumda yalnızca DAP talep edilebilir. Katılma alacağı olmaz.

2-) Eşlerden biri çalışarak 150.000₺’ye bir ev aldı. Diğer eş evlenmeden önce satın almış olduğu arabasını 30.000₺’ye sattı ve bu para evin tadilatına harcandı ise;

Tasfiye anında evin değeri 240.000₺ oldu ise DAP oranı hesabı:

Katkı oranı=30.000/180.000(150+30) = 1/6

240.000*1/6=40.000₺ DAP alacağı

Katılma alacağı = 240.000-40.000=200.000/2= 100.000₺

(Dosyada bu şekilde tadilat varsa, tadilatın evde meydana getirdiği artış teknik bilirkişilerce incelensin diye talep edebiliriz)

3-) Eşlerden birine miras kalan evin tadilatı, diğer eşin kazancından yaptığı 60.000₺’lik birikimi kullanılarak ödenmişse malın katkı anındaki sürüm değeri (katkı + mal) 100.000₺, tasfiye anı sürüm değeri 300.000₺ olsun.

Katkı oranı=60.000/100.000=3/5

300.000*3/5=180.000₺ DAP

180.000/2=90.000₺ (zaten yarısı eşin)


Edinilmiş maldan, kişisel mala katkı yapılmasa da zaten yarısı diğer eşindir. Yani edinilmiş maldan, kişisel mala yapılan katkı varsa katkı oranı ile güncel değer çarpımıyla çıkan sonuç 2’ye bölünür. Zira mal zaten edinilmiş.


KATKI PAYI ALACAĞI (01/01/2002 öncesi için)

Bir eşin malvarlığından diğer eşin malvarlığına yine bir katkı var ancak bu katkı mal ayrılığı döneminde yapılmış. Katkı payına ilişkin kanuni düzenleme yoktur. İçtihatlarla şekillenmiştir. 01/01/2002 tarihi öncesi erkek adına alınan mallarda kadının hiç hak iddia edememesi sebebiyle oluşan haksızlığın önüne geçilmesi için Yargıtay tarafından katkı payı adı altında bir alacak tanımlanmıştır.

Karardaki tanımı şöyle: Mal ayrılığı rejimine tabi bulunan hallerde eşlerden birinin, diğerinin mülkiyetinde bulunan bir malvarlığı değerinin kazanılmasına, bağışlama kastı bulunmaksızın katkıda bulunmuş olması halinde yaptığı katkının talep anındaki değeri kadar alacaklı olmasıdır. Evlilik sona erdikten sonra maldan faydalanma olanağı ortadan kalkan eşe tanınan iade hakkıdır.

Katkı 3 şekilde olur. Sabit (toplu)katkı, gelir ile katkı, emek ile katkı

1-) Sabit katkı

Sabit katkı oranı=yapılan katkı/malın katkı tarihindeki değeri

Katkı payı=Malın dava tarihindeki değeri * katkı oranı

(DAP’ta TMK 227 tasfiye anı diyor, tasfiye anı değeri ile çarpılıyoruz, ancak katkı payı kanunda yok ve nitelik bakımından bir alacak hakkıdır. Bu nedenle her alacak gibi talep anındaki değeri dikkate alınıyor.)

2-) Gelir ile katkı

Mahkeme her iki eşin de gelirini tespit edecek. Malların edinildiği tarihteki değerini tespit edecek, kocanın iaşe yükümlülüğünü de gözeterek kazancından tasarruf edeceği miktarı ve katkı oranını bulacak. Talebi de göz önüne alarak katkı oranında tahsile karar verecek.

Davacı ve davalının tüm gelirini ayrı ayrı topluyoruz. Kadın kazancının 2/6’sı ile kıyafet vs. alır. Kalan 4/6’sını biriktirir. Başkaca yükümlülüğü yoktur.

Erkek ise tüm kazancının 2/6’sını kendine harcar. 2/6’sını evine harcar ve kalan 2/6’sını biriktirir. Toplam biriktirilen, davacının biriktirdiğine oranlanır ve bir katkı oranı bulunur.

Burada iki tarafında da tüm geliri listelenmiş olacak. Gelirler oranlanacak. Somut olayda harcama dengesi farklı ise değişebilir (kadın çok harcıyor, erkek kumarbaz vs.)

Örnek: Mal dava tarihinde 210.000₺

Davacı geliri: 7.073,38₺ Davalının geliri: 15.029,00₺

Tasarruf Oranı: 4/6=4.715,59₺ Tasarruf Oranı:2/6 = 5.009,86


Katkı Oranı = davacının tasarrufu/davalının tasarrufu = 4.715,59/9.725,45 =%48,48

KATKI PAYI= KATKI ORANI*MALIN DAVA TARİHİ DEĞERİ =210.000*48,48= 101.808₺


İSPAT: YARGITAY DİYOR Kİ; EŞLERDEN BİRİ ÇALIŞIYORSA DİĞER EŞE MUTLAKA KATKI YAPIYORDUR. KATKI YOKSA DAVALI BUNU İSPAT ETMELİ. DAVACI SADECE ÇALIŞTIĞINI İSPATLAMASI YETERLİDİR. 8 HD. 2010/2364E,2010/4500K.; 2010/5169,2011/343

DAVACI KENDİ ADINA MAL EDİNMEMİŞ VE KÖK AİLESİNE YÜKLÜ ÖDEMELER YAPMIŞSA DAVALI KARŞI İSPAT EDEBİLİR. AMA KURAL OLARAK DAVACININ ÇALIŞTIĞINI İSPATLAMASI YETERLİDİR.

KATKI ALACAĞI BİR HAKKANİYET TAZMİNATIDIR. KAZANÇLARIN TAMAMI ZATEN ZOR BULUNUYOR. YARGITAY İÇİN BİR DAYANAK OLMASI YETERLİ.

3-) Emek ile katkı

Emek verilerek yapılan katkının maddi karşılığı bulunmaya çalışılır. Gelir üzerinden hesaplama yapılır. (6 pay üzerinden)

Kadın eşinin yanında sekreter olarak çalışmışsa bunun tespiti kolaydır ama tarlada çalışmış ise bu halde TBK 50 hakkaniyet tazminatı dikkate alınıyor. TBK 50 tamamen duruma odaklıdır. Kanına mutlaka bir şey ver diyor.

Yargıtay; eşlerin kazancı eşitse kadının katkısı %66,6’dır diyor.

Kadın daha az kazanıyor ama tespit edilememişse %66,6’dan düşüktür. %50 civarıdır diyebiliriz.

EV İÇİ EMEK?

HGK 18/06/2008, 2008/2-432E&2008/444K. sayılı kararına göre, kadının ev içi emeği katkı payı alacağı/değer artış payı alacağı anlamında katkı sayılmaz.

01/01/2002 öncesi kadının hiçbir hakkı olmuyordu. 2002 sonrası için kadının çalışıp çalışmaması önemli değil %50 katılma alacağı var. Hiçbir şey yapmasa da alıyor.Evde çocuk bakmış olması, yemek yapmış olması halinde ayrıca DAP talep edemiyor.


DEĞER ARTIŞ PAYI

KATKI PAYI (2002 ÖNCESİ)

DAYANAK

TMK

İÇTİHAT

ESAS ALINACAK DEĞER

TASFİYE TARİHİ

DAVA TARİHİ

ZAMANAŞIMI

10 YIL

10YIL

FAİZ

TASFİYE TARİHİ

DAVA TARİHİ


ÖRNEK:

100.000₺’lik taşınmaz alınmış (katkılı hali)

Davacının katkısı 10.000₺

Tasfiye anında 250.000₺

Dava tarihinde 200.000₺

Katkı payı DAP (katkılı oranla işlem yapılır)

10.000/100.000=1/10 10.000/100.000=1/10

200.000*1/10=20.000₺ 250.000*1/10=25.000₺



EKLENECEK DEĞERLER(TMK229)

Madde 229 - Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,(örnek; eşlerden birinin kardeşine jip hediye alması) 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.(muvazaalı devir, süre sınırı yok) Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Kaçırılan mallara ilişkin olarak dava dilekçemizde eklenecek değer olarak talep edeceğiz. Her ne kadar şu an davalının malvarlığı içinde yer almasa da 3.kişiye devrettiği malı da eklenecek değer olarak davalının malıymış gibi dikkate alınmasını talep ediyoruz diyeceğiz.


KATILMA ALACAĞINI AZALTMA KASTI NASIL İSPATLANIR?


YARGITAY: Bir malı devrettiğinizde ya yerine yenisini alırsınız ya borç ödersiniz ya da bankaya yatırırsınız. Eğer bir malın akıbeti tespit edilemiyor, izi sürülemiyorsa o halde katılma alacağını azaltmak için elden çıkarılmıştır. Bu malın da eklenecek değer olarak dikkate alınması gerekir. Hayatın olağan akışı dikkate alınır.

Davalının bu tasarruflarından faydalanmış olan 3.kişiye de davanın ihbarı mümkündür. Davalıdan tahsil edilemeyen kısım 3.kişiden talep edilebilir.

3. Üçüncü kişilere karşı dava Madde 241 - Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Davalı eşe karşı mal rejimi tasfiyesi davası açılacak, 3. Kişi feri müdahil olarak davaya müdahil edilecek. Mal rejimi davası karara bağlandıktan sonra TMK 241’e göre 3.kişiye dava açılacak. 3 kişi hakkında açılacak 241 davasında bu satış gerçekti diyemez. Zira satışın muvazaalı olduğu ilk davada karara bağlanmış oldu. 3.kişiye başvuru ancak davalı eşin malvarlığının yetmediği halde mümkün, eğer eşin malvarlığı yeterli geliyorsa 3. Kişiye başvurulamaz.

TMK 241’e göre 3. Kişiye açılan dava aile mahkemesinde görülen bir çeşit tasarrufun iptali davasıdır. Mal 3. Kişide kalmaya devam edecek ama biz 3. Kişiden alacaklı olmuş oluyoruz.



1-5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

Eşten tahsil edilemeyeceğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır. Bu hususta henüz karar yok, öğreti bu şekilde yorumluyor. 5 yıllık süre ise mal rejiminin sona ermesinden itibaren sayılır.

Tüm bunların 5 yıl içinde tamamlanması mümkün olmadığından, Yargıtay diyor ki; Mal rejimi davasında 3.kişiyi de davalı gösterilsin. Hâkim tarafından 3.kişiye yönelik açılan dava tefrik edilsin. Bekletici mesele yapılsın. Eğer davalı eşten tahsil edilemezse 3.kişiye açılan davaya devam edilsin. 3.kişiye karşı doğrudan ayrı bir dava açılması da mümkündür. Teknik olarak doğru olan mal rejimi davasını 3.kişiye ihbar etmek, eşten tahsil mümkün olmazsa 3.kişiye 241’den dava açıp o davaya devam etmektir. Ancak 5 yıllık süre hak düşürücü olduğundan davaların süresi göz önüne alındığında bu mümkün olmuyor. O nedenle Yargıtay yukarıdaki metodu bulmuştur. (Feri müdahil olan 3. Kişi davalıya bağlıdır. Davalı süreleri kaçırmışsa vs. feri müdahil de kaçırmış sayılacak.)

Mal rejimi davası 3.kişiye ihbar edilmediyse 241’e göre ona dava açılamaz.

denkleştirme(TMK230)

Madde 230- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Denkleştirme bir davalı savunmasıdır. Davacının böyle bir talebi olamaz.

Davalı denkleştirme talep ediyorsa, bu mal edinilmiş mal değil, kişisel birikimimle alındı diyordur. Denkleştirme ile birbirine karışmış olan edinilmiş ve kişisel mallar ayrılır.

Örnek: Evlenmeden önce kocanın bir evi vardı. Evlendikten sonra 50.000₺ kazandı ve evi de 100.000₺’ye sattı.150.000₺’ye yeni bir ev alındı. Yeni ev hem edinilmiş hem kişisel maldan oluşuyor. Bu evdeki kişisel mal ayrılması ve kalan kısım 2’ye bölünmesi işlemi denkleştirme oluyor.


ARTIK DEĞER (TMK 231)

Madde 231- Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.

Edinilmiş ve kişisel mallar tespit edildikten sonra, eklenecekler eklenir, denkleştirme varsa yapılır, borçlar varsa çıkarılır. Tüm bunlardan sonra geriye kalan ARTIK DEĞERDİR.

BORÇ ANCAK TASFİYEYE GİREN EDİNİLMİŞ MALA İLİŞKİN OLABİLİR (evin kredi borcu vs.). Bunun dışındaki tarafların kişisel borçları (kredi kartı, okul taksiti vs.) dikkate alınamaz.

KATILMA ALACAĞININ TAM ADI ARTIK DEĞERE KATILMA ALACAĞIDIR. BU DEĞERİN ½’Sİ DİĞER EŞİN HAKKIDIR.

ARTIK DEĞERİN TESPİTİNDE MALLARIN BELEDİYE KAYITLARINDAKİ DEĞERLERİ DEĞİL, TASFİYE ANINDAKİ GÜNCEL VE GERÇEK PİYASA DEĞERLERİ DİKKATE ALINIR. TASFİYE ANI İSE, KARARA EN YAKIN ANDAKİ DEĞERİDİR.



HESABA EKLENECEK OLAN MALLARIN DEĞERİ DEVİR ANINDAKİ HALİNİN GÜNCEL DEĞERİDİR. DAVALI MALI DEVRETSE DAHİ YİNE DE GÜNCEL DEĞER DİKKATE ALINACAK.

ALACAKLAR TAKAS EDİLEBİLİR ANCAK RE’SEN TAKAS YAPILMAZ, MUTLAKA DAVALININ TAKAS TALEBİ OLMALIDIR. DİLEKÇELER TEATİSİNİN SONUNA KADAR TAKAS TALEBİ İLERİ SÜRÜLEBİLİR. DAVALI KENDİ KATILMA ALACAĞINI AYRI DAVA İLE İSTEYEBİLİR. BU HALDE HARÇ YATIRMASI GEREKİR.

DAVALI, DAVACININ AÇTIĞI DAVADA TAKAS TALEP EDEREK DE KENDİ KATILMA ALACAĞINI TALEP EDEBİLİR. BU DURUMDA HARÇ YATIRMAZ AMA DAVALININ AVUKATINA VEKALET ÜCRETİ DE ÇIKMAZ.

ZİNA VE HAYATA KAST HALİNDE KATILMA ALACAĞINDAN İNDİRİM YAPILABİLİR VEYA TAMAMEN KALDIRILABİLİR ANCAK BUGÜNE KADAR YATGITAY UYGULAMASINDA TAMAMEN KALDIRILDIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR. İNDİRİM YAPABİLİYOR.

KATILMA ALACAĞINDAN İNDİRİM İSTEYEBİLMEK İÇİN BOŞANMA DAVASININ MUTLAKA ÖZEL SEBEBE DAYANARAK AÇILMASI GEREKİYOR. GENEL SEBEBE DAYANARAK AÇILAN BOŞANMA DAVASI İLE KATILMA ALACAĞINDAN İNDİRİM TALEP EDİLEMEZ.



HER İKİ TARAF DA ZİNA YAPMIŞSA BU MADDENİN UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.


KATILMA ALACAĞI VE DEĞER ARTIŞ PAYININ ÖDENMESİ

Kural olarak bu bir alacak hakkıdır ve nakit olarak ödenir. Ayni ödeme ancak davalının bu yönde talebi olursa mümkündür ve davacının kabulüne bağlı değildir. Ayni ödeme talebi davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ayni ödeme kabul edilirse mahkeme tapu iptaline karar verip, Tapunun … adına tescili diye devirle ilgili hüküm kurmalıdır.

Davalı parası olduğu halde ayni ödeme teklif ediyorsa bu durum hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlanır. Reddedilmesi gerekir.

Davalı derhal öderse ciddi zorluk yaşayacaksa güvence vermek koşuluyla ödemenin ertelenmesini talep edebilir.

Katılma alacağı olarak talep edilen şeylerin boşanma anında tüketilmemiş olmalıdır. Evlilik sürecinde harcanmış şeyler tasfiyeye konu edilemez. Kira vs. alacaklar varsa bunların boşanma anında davalının uhdesinde olması lazım. Davalı tarafından açıklanamayan, elden çıkarılası makul görülemeyecek her değer tasfiyeye katılabilir.

Katılma alacağı davasında faiz karar tarihinden başlar.

Çocuğa ait malların (mesela takılan altınlar) tasfiye davası ile talep edilmesi mümkün değil, çocuk adına açılacak bir dava ile ayrıca istenebilir. Mal rejiminde katkı olarak dikkate alınamaz.


MAL REJİMİ DAVALARINDA KARŞI DAVA MESELESİ


Eskiden davalı da mal rejimi için dava açmazsa katılma alacağı hesaplanmıyordu ancak artık eşlerden biri dava açmışsa ve diğer eş takas/mahsup talep ederse külli tasfiye yapılıp, davalı eşin de katılma alacağı hesaplanıyor. Takas talebi katılma alçağı ile katkı payı arasında da olabilir. Yani farklı taleplerin de takası mümkündür.

MAL REJİMİ TASFİYESİ DAVASINDA TALEP SONUCU

Temel kural nakdi taleptir. 2 halde ayni talep mümkün olur.

1-TMK 226/2 paylı mal ise (tapu kaydındaki payın iptali ile müvekkil adına tescili diye talep)

2-TMK 240 ölüm nedeniyle tasfiyede sağ kalan eş (intifa veya mülkiyet talepli)

Bu iki hal dışında talep sonucu müvekkil lehine …₺ katılma alacağı/…₺DAP alacağı diye talep edilecek. Her bir talep ayrı ayrı belirtilecek.

Hangi maldan ne talep ediliyor açıklanacak (her şeyde DAP olmayabilir) Hâkimin reddeceği talep varsa yargılama giderine hükmedebilmesi için bu gereklidir.

Boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde her bir mal için ayrı ayrı dava açılabilir. Hukuk sistemimizde külli tasfiye yoktur.

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI SONRASI TASFİYE

Kural olarak anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların mal rejimi davasına ilişkin talebi olmadığını açıkça belirtmesi gerekir. Ancak bazı ifadeleri de Yargıtay kabul ediyor.

Yargıtay “KARŞI TARAFTAN MAL TALEBİM YOKTUR”, “MADDİ MANEVİ TALEBİM YOKTUR.” Gibi ifadelerin de mal rejimini kapsadığını kabul ediyor. Özetle içinde mal geçen ifadeleri tasfiyenin yapıldığı yönünde yorumluyor.

“HİÇBİR HAK VE ALACAĞIM KALMAMIŞTIR” cümlesini tasfiye için yeterli kabul etmiyor.

“MADDİ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİMİZ YOKTUR” CÜMLESİ TASFİYEYİ KAPSAMAZ.

MAL VE EŞYA TABİRLERİ TAŞINIR/TAŞINMAZ TÜM EŞYALARI KAPSAR.

MAL TABİRİ GAYRİMENKULÜ İFADE EDER.

AÇIK ANLAŞILIR NET İFADELER OLMALI. EN UYGUN İFADE “KATKI PAYI”, “KATILMA ALACAĞI”, “DEĞER ARTIŞ PAYI” ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR ŞEKLİNDE YAZILMASIDIR.


TANIMA TENFİZ VARSA?

Yurt dışındaki boşanma dava tarihi mal rejiminin sona erme anıdır. Zamanaşımı da tanıma/tenfizin kesinleşmesi ile başlar.


MAL REJİMİ TASFİYESİNDE ŞİRKETLERİN DURUMU


1-) Şirket hissesi kişisel mal ise;

Şirket kişisel mal olsa bile kâr payı edinilmiş maldır. Ancak şirketin kâr payı dağıtılmış ve tüketilmiş ise paylaşılacak bir şey yoktur. Kâr payı dağıtılmamış ise veya dağıtılıp bir para alınmış ise bu edinilmiş maldır ve paylaşıma tabidir. Evlilik süresi içinde sermaye artışı varsa bu da edinilmiş maldır. Zira sermaye olarak konulmasaydı bankada duracaktı.

Şirket büyük bir kâr payı dağıtmışsa, eş harcayabileceğinden fazlasını ne yaptığını açıklamak zorunda. Sermaye olarak mı koydu, bir yere mi harcadı bunu açıklayacak. Eğer açıklayamıyorsa o para uhdesinde sayılır.


2-) Şirket hissesi edinilmiş mal ise;

Tıpkı taşınmaz mal gibi tasfiyeye girer. Şirket hissesi piyasa değeri ile dikkate alınır. Burada şirketler hukuku bağlamında değil, piyasa değeri dikkate alınır. Aile hukuku anlamında şirketin değeri çok daha geniş yorumlanıyor. Piyasa değerinin tespiti için yalnızca bilançoya bakmak yetmez. Şirketin piyasadaki durumu, yatırımları, malvarlığı, makinaları vs. bakılması gerekir.


KREDİ KULLANILARAK EDİNİLMİŞ MALLAR

Doğrudan kalan borcun düşülmesi şekilde değil, bir oranlama yapılmak suretiyle hesaplanır. Yasal mal rejimi içinde ödenen miktar toplam ödemeye oranlanır. Çıkan oran, malvarlığının tasfiyesi anındaki değeri ile çarpılır ve elde edilen miktar artık değerdir. Evin alış fiyatı ne kredi bu fiyatın ne kadarını karşılıyor, evlilik içinde ödenen kısmı ne kadar ve malın güncel değeri ne kadar bunlar tespit edilmelidir.

ÖRNEK:

Ali ve Ayşe 02/02/2002’de evlendi.

Ali adına 04/04/ 2003’te 45.000₺ peşin, kalan 135.000₺ kredi çekilerek 180.000₺’ye ev alınıyor.

Kredi 72 ay vadeli ve aylık 2100₺ geri ödemeli, tasfiye tarihindeki değeri 360.000₺’dir.

Peşin ödenen 45.000₺ edinilmiş maldır.

Toplam ödeme 145.000₺ 45.000/180.000=45/180

135.000₺’lik 72 ay vadeli kredinin 48 aylık kısmı evlilik içinde ödenmiş. Kalan 24 ay var.

48/72 edinilmiş maldır.

24/72 kişisel maldır.

360.000 * 45/180= 90.000₺ peşinattan dolayı edinilmiş mal

360.000-90.000=270.000₺ kalan değer

270.000*48/72= 180.000₺ (taksit sebebi edinilmiş mal)

270.000* 24/72 =90.000₺ (boşanma davası sonrası ödenecek kısım yani kişisel mal)

90.000+180.000 = 270.000/2 = 135.000₺


TMK 228/2 HESAPLAMALARI


Sosyal güvenlik kurumu ödemeleri edinilmiş maldır.

Mesela emekli ikramiyesi 2013’te alındı ve bankaya koyuldu. 2020 yılında boşanma davası açıldı. İrat şeklinde ödeme yapılmış olsa ömür boyu alacaktı. Bu nedenle boşanma dava tarihi sonrasındaki kısım kişisel mal olarak kabul edilir. İrat değil, peşin ödeme yapıldığı için peşin ödemede indirim yapılıyor. TRH 2010 tablosuna göre hesap yapılıyor.



PEŞİN SERMAYE HESABI YAPILIŞI

İrat olsaydı TRH’ye aylık ne kadar olacağı bulunur. TRH 2010’a göre bakiye ömür hesaplanır. İrat olsa boşanma dava tarihi sonrası toplam ne alındığı bulunur. Ödeme irat değil, peşin yapıldığı için %10 ıskonto yapılır.

Bulunan peşin değer TMK 228/2’ye göre kişisel maldır. Eşin aldığı peşin ödemeden düşülür. Bulunan rakamın ½’si diğer eşin katılma alacağıdır. (Güncel Yargıtay kararı günlük hesap yapılması yönünde)

Bu hesap emekli ikramiyesi, OYAK, iş gücü kaybı tazminatları, zorunlu emeklilik sistemlerinde kullanılmaktadır.


TMK 228/2 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMEYEN ÖDEMELER

Kıdem tazminatı

Bireysel emeklilik

İhtiyati emeklilik ödemeleri TMK 228/2 kapsamında değildir.

Bireysel emeklilik ve ihtiyati emeklilik ödemelerinde prim ödemelerine bakılır. Tüm prim evlilik içinde ödenmiş ve dava tarihinde bozdurulduğunda ne alacaksa ½’si katılma alacağıdır. Ancak ödemelerin bir kısmı evlilik öncesinde yapılmışsa yüzde hesabı yapılır.

Boşanma dava tarihinde bozdurulursa alacağı paranın, evlilik içinde %80’i ödenmiş olsun, %80’i edinilmiş maldır.

Kıdem tazminatında ise, çalıştığı döneme bakıyoruz. Geriye doğru çalışma karşılığı ödemelerdir. Mesela, kişi çalışmaya başladı, 3 yıl sonra evlendi, 5 yıl daha çalıştı ve boşanıyorsa; 5/8 edinilmiş mal, 3/8 kişisel maldır.


MAL REEJİMİ SONA ERME ANINDA MEVCUT OLMAYAN MALLAR

Mal rejimi tasfiyesi tarihinde mevcut olan mallar paylaşmaya tabidir. Boşanma dava tarihinde mevcut olmayan mallar ise eklenecek değerdir. Bir mal eklenecek değerlerden de değilse tasfiyeye tabi olmaz. Mesela 7-8 yıl önce satılıp tüketilen mal tasfiyeye girmez. Ancak kötü niyetle devir yapıldığı ispatlanırsa tasfiyeye dahil edilir. Katılma alacağını azaltmak için bağışlanmış ise süreden bağımsız her zaman talep edilebilir zira eklenecek değerdir.

Boşanma tarihinden itibaren 1 yıllık sürede yapılmış, olağan dışı karşılıksız iyi niyetli kazandırmalar da eklenecek değerdir. Mesela eşlerden birinin tek evini oğluna bağışlaması böyledir.

3 YÖNTEMLE EKLENECEK DEĞERE KARŞI DAVA AÇILABİLİR

1-) TMK 241

Doğrudan 3. Kişiye dava hakkını düzenliyor. Aile mahkemesinde görülen özel bir çeşit TİD.

2-) Genel mahkemelerde muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil

3-) İİK 277’ye dayalı Tasarrufun iptali davası

TMK 241’e göre açmak çok daha uygun ve pratiktir. TMK 241’de muvazaayı ispat etmemiz gerekmiyor. Zaten mal rejimi davasında bunu ispat etmiş oluyoruz. TMK 241’e göre açılacak davada tekrar bu tartışılmaz. Bu davada 3. Kişinin savunması, mal kaçıran eşin mallarının zaten yeterli olduğu, bu nedenle 3.kişiye başvurulamayacağı şeklinde olabilir.

İİK’ya göre TİD veya Tapu iptal tescil davası açılacak olursa muvazaanın ispat edilmesi gerekiyor. Ancak boşanma davası öncesi yapılan olağandışı tasarrufları davalı açıklayamıyorsa, Yargıtay mal kaçırma kastı olarak yorumluyor.

Boşanma dava tarihinden sonra mal 3.kişiye devredilecek olursa 2 veya 3’e göre dava açılabilir. TMK 241 uygulanmaz. TMK 241 ancak mal rejimi süresi içinde yapılan devirlerde söz konusu olabilir.

DOĞRUDAN 3. KİŞİ ADINA ALINAN MALLAR

Bir mal 3. kişiye devredilmemiş ancak, doğrudan 3. Kişi adına alınmış ise mahkeme neden bu şekilde yapıldığını araştırmalıdır. Uygulamada kendi adına kredi çıkmayan kişi, arkadaşı veya kardeşi adına kredi çekiyor ve ev de onu adına yapılmak zorunda kalınıyor. Bu durum çok sık görülmektedir. Eğer ödemeyi davalının yaptığı ispatlanabilirse, 3. Kişi adına kayıtlı olan mal da tasfiyeye girer.

Bu durumda 2 şeyin ispatı gerekiyor: Mal neden 3. Kişi adına alındı? Mala ilişkin ödemeleri kim yaptı?


ALACAKLAR TASFİYEYE GİRER Mİ?

Boşanma dava tarihinde davalının yüklü bir alacağı var ise TBK 185’teki kanuni temlik uygulanır. 3.kişideki alacaktan eşe düşen kısmın mahkeme kararı ile temlikine gidilebilir. Kararı alan eş icraya koyar, alacak tahsil edilirse ½’si diğer eşe ödenir.


II. Yasal veya yargısal devir ve etkisi

MADDE 185- Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.



BORÇLU EŞİN ALACAKLILARI TASFİYE DAVASI AÇABİLİR Mİ?

Öğretide tartışılmakla birlikte Yargıtay 3. Kişilerin tasfiye davası açamayacağı görüşündedir. Açılması halinde aktif dava ehliyeti yokluğundan dava reddedilir.


ÖLÜM HALİNDE TASFİYE NASIL YAPILIR?

2 Ayrı tasfiye oluyor. Ayni ve nakdi tasfiye

Yargıtay’a göre ölüm halinde katılma alacağı için davalıları miras payı oranında sorumlu tutuyor.

Ör: 200.000₺’lik bir ev var diye düşünelim. Evlilik ölümle sona ermiş olsun. 200.000₺’nin ¼’! ü zaten diğer eşin miras payıdır. Sağ kalan eşin bir de ½ oranında katılma alacağı hakkı bulunuyor. 100.000₺ de bu olur. Ancak sağ kalan eş 100.000₺ almayacak, davalıların miras payı oranında alacak. Çünkü davalı yani sağ kalan eş de mirasçılardan biridir. Onun miras payının düşülmesi gerekir. Yani ayni olarak miras payını alacak. Aynı zamanda nakdi olarak da katılma alacağı alacak. Ancak katılma alacağı ½ olmayacak, buradan miras payı düşülecek.


MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASI AÇMAK İÇİN ZAMANAŞIMI SÜRESİ

ÇIKAN HGK kararı SONRASI 10 YILDIR. (TMK 178’de 1 yıl yazıyor olsa da 10 yıl)

BOŞANMA DAVASININ KESİNLEŞMESİNDEN İTİBAREN SÜRE BAŞLIYOR.


USUL

Dava belirsiz alacak şeklinde açılır. Zira mallar tasfiyeye karar tarihi itibarıyla giriyor. Yıllar sonrasına ilişkin talep sonucunu belirlemek mümkün değil. Mümkün olması için davalının açıklama yapması, ispat aşamasının tamamlanması gerekir. Bilirkişi raporu geldikten sonra harç yatırılır. Islah gerekmiyor.


TEMEL İLKELER

1-) TMK 179, Eşler hangi mal rejimine tabi ise o rejimin kuralları uygulanır.

2-) Mal rejimi tasfiyesi davalarının tarafları eşler ve eşlerin mirasçıları olabilir. Alacaklı taraf olamaz.

3-) Tasfiye anında mal bulunmak zorunda, yıllar önce tüketilmiş malın tasfiyesi olmaz. *İstisnası mal kaçırma kastı ile yapılan veya son 1 yıl yapılan yüklü bağışlar

4-) Mal rejiminin sona erdiği andaki durum tasfiyeye tabidir. Mal rejimi sona erdiği anda mevcut 0 km bir araç varsa bunun değeri dikkate alınacak. Tasfiyenin sonunda 150.000km’deki hali dikkate alınmaz. %40’ı tamamlanmış ev varsa yine bu orandaki değeri dikkate alınır.

5-) Malın tasfiye tarihindeki sürüm değeri dikkate alınır. Yani 2005’te açılmış davada 0 km bir araç varsa ve karar 2010’da çıkmış ise, 0 km aracın 2010 tarihindeki değeri dikkate alınacak.

6-) Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan borç terekeye aittir. Ölüm halinde tasfiye davası açılmışsa tasfiyeye ilişkin borçtan tüm mirasçılar sorumlu olur. Eğer mal rejimi tasfiyesi davasının tarafları zaten mirasçı ise, miras payları oranında bu tereke borcundan sorumlu olur. Takas yapılır.

7-) Mal rejimi davası ile kural olarak ayni hak istenemez. Bu dava bir para alacağı davasıdır. Davacı ayni talepte bulunamasa da davalı ödemeyi bir mal vererek yapmayı teklif edebilir. TMK 226/2 VE 240 ayni talepte bulunulabilecek istisnalardır. Yargıtay içtihatlarıyla bir istisna daha getirilmiştir. Eşler boşanırken bir protokol yapmış ve ayni haklar yazmışsa ve boşanma da buna göre yapılmışsa alacaklı eş ayni hak talep edebilir.


YARGITAY KARARLARI

· 8 HD. 2012/10529E. &2013/9598K

“….Mahkemece, davacıya dava dilekçesinde belirtilen eşyaların nelerden ibaret oldukları açıklatılıp, hangilerinin çeyiz eşyası hangilerinin evlilik birliği içerisinde sonradan edinilen eşyalar olduğu belirlendikten sonra, dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesi istenildiğine ve çeyiz eşyaları bakımından mal rejiminin tasfiyesi kapsamında alacak isteğinde bulunulamayacağına göre, evlilik birliğinde edinilen mallar bakımından davacının katkı payı ve katılma alacağının bulunup bulunmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılarak (743 Sayılı T.K.M. ve 4721 Sayılı T.M.K.nın 202 vd. maddeleri), iddia ve savunma kapsamında tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, evlilik birliği içerisinde edinilen mallar bakımından istek bulunduğu halde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olmuştur.”

· 8. HD. 2014/7621E.& 2014/12283K.

Taşınmaz 17.08.2010 tarihinde satış sonucu davalı adına tapuya tescil edilmiş ve 17.09.2010 tarihinde tapuda yapılan satış sonucunda davalının kardeşi adına tescil edilmiştir. Tapudaki tescil tarihi uyarınca taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin devamında satın alınan taşınmaz kural olarak TMK’nın 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal niteliğindedir. Davalı taşınmazın kardeşine ait olduğunu ve kendisinin kardeşine vermiş olduğu 4.500,00 TL borç nedeniyle tapuda adına tescil edilip borcun ödenmesinden sonra gerçek maliki olan kardeşi adına tescil edildiğini iddia etmiş olup bu hususta soyut beyanları dışında delil sunamadığından TMK’nın 6 ve 222/son maddeleri uyarınca taşınmazın edinilmiş mal olarak kabulü doğrudur. Ancak, davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak araç ve taşınmaz üzerindeki toplam 15.000 TL katılma alacağının tahsilini talep etmiş fakat talebinin ne kadarının araçtan ve ne kadarının taşınmazdan kaynaklandığı açıklığa kavuşturulmadığı gibi, taşınmazın değerinin tespitinde arsa vasfında olduğu anlaşılmasına rağmen ehil olmayan ziraat mühendisi ve teknik bilirkişi raporuyla değer belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Bu halde mahkemece, HMK’nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davacıdan talep ettiği miktarının ne kadarının taşınmaz ve ne kadarının araca ilişkin olduğu sorulup açıklığa kavuşturulduktan sonra, taşınmaz başında inşaat mühendisi bilirkişi ve emlakçı bilirkişi vasıtasıyla keşif icra edilerek TMK’nın 235/2. maddesi gereğince taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tarihteki değerinin tespit edilip aynı Yasa'nın 236/2. maddesi uyarınca belirlenen bu değerinin yarısının davacının katılma alacağını oluşturduğu göz önünde tutularak bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.


· 8.HD. 2014/2082E.&2015/12168K.

Davacı vekili dava dilekçesinde iki kalem halinde belirttiği ............ ... ...i ve ....... ....... hisselerine yönelik toplam 50.000,00 TL alacak isteminde bulunmuş ancak hangi kooperatif hissesi için ne miktar alacak talep edildiği dava dilekçesinde gösterilmediği gibi, mahkemece de bu konudaki talep açıklattırılmamıştır. Yargıtay ve Dairemiz İçtihatlarına göre; bu gibi durumlarda dava konusu yapılan her alacak kalemi için eşit miktarda istekte bulunulduğu kabul edilmektedir. Buna göre; davacının ........... ....hissesi için 25.000,00 TL, ....... .....hissesi için 25.000,00 TL talepte bulunduğunun kabulü gerekir. Talepten fazlasına hükmedilemez. (HUMK 74, HMK m. 26/1). Durum böyleyken; mahkemece, .................hissesi için 47.697,50 TL olarak talepten fazla miktarda katılma alacağına hükmedilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.

· YARGITAY Büyük Genel Kurul Esas: 1953/ 8 E.& 1953 / 7K.

Eşlerden birinin taşınmazda benim katkım var, taşınmaz benim adıma devredilsin talebi kabul edilemez.

· YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 2010/ 2-96E& 2010 / 106K

Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Protokolde mal rejimine ilişkin hüküm varsa, kararda yer verilmemişse bile tarafların mahkeme içi ikrarı dikkate alınarak karar verilmesi gerekir. Zir mahkeme içi ikrar kesin hükümdür. Protokolde de talep olmadığı yer almaktadır.


· YARGITAY 8 HD. 2016/202E. 2016/10960K.

Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nın 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.

___________________________________________________________________________

Av. FATMA SÜREYYA ÖLMEZTOPRAK


Comentários


bottom of page